4 Aralık 2012 Salı

Bent




Nedir bu dilimin ucundaki sözcükler
heceleyip heceleyip bir türlü söyleyemediğim
Nedir bu içimdeki bent
Sızım sızım hep ardına biriktiğim.

18 Ağustos 2012 Cumartesi

Uzak


Sadece derin denizler var
şimdi artık aklımda
Hep ıssız
Hep hırslarımdan da arsız
Parmaklarımın ucunda biri
Kucağımda biten bir yaz
Şimdi başımda sadece
Hiçbir şeye aklımın ermediği
derin denizler var

17 Temmuz 2012 Salı

Bertrand Piccard

Bir psikiyatrist, bir maceraperest ve bir çevrecinin bütünleştiği bir insan.
Dünyada balonla ilk defa en yükseğe yükselmiş bir dedenin torunu ve dünyada özel bir denizaltıyla en derine inmiş bir babanın oğlu...
Balon ve daha sonrada güneş pilleri ile çalışan planörü ile hiç inmeden dünya turu gerçekleştiren biri olarak ailesinin genetik kodların bağlı kalan bu doktoru, daha iyi tanımak için TED Konferanslarındaki konuşması alttaki linkte.

http://www.ted.com/talks/lang/en/bertrand_piccard_s_solar_powered_adventure.html

7 Ocak 2012 Cumartesi

Gece ve Kış


Her gecenin içinden
tüm mevsimler sırayla geçiyor
Benim her uyanıklığım
Nedense hep kışa rastlıyor

Ağaç

Köklerinden mi kurur önce ağaçlar
dallarından mı yoksa
Bir gövdesi dayanır sanırdım zamana
bir de üstüne kazılmış yazılar

Sen benim
dallarından büyüdüğüm
yapraklarından beslendiğim
Sen benim
altında serinlediğim
Gösteremezsin bile şimdi bana
nerende kazılıydı ismim

7 Ağustos 2010 Cumartesi

Çağrı

Uzakların kafama dolandığı gecenin bir vakti
Ayaklarımın altından çekiliyor bu şehir
Pencereyi açık bırakıp yatıyorum artık
Her an sanki odamdan kaçacakmışım gibi

5 Ağustos 2010 Perşembe

Balık


Ne yağmuru bildi, ne bulutu
Tanıdığı günyüzü bildiğimizden değildi
Sonsuz kaçışlar yaşadı
bir kıyıdan bir kıyıya
Her kaçış başka bir kaya
her kaya başka bir dünya
Tüm örtülü korkular
geceleri açılmak için bekledi hep etrafında

5 Temmuz 2010 Pazartesi

Yıldız Kayması

Gecenin içinde bir yere kaçıyor
gökyüzünde bir yıldız gizlice
Sen buğulu gözlerimden bakamadığım
Çatlak sesimle konuşamadığım
Sakın uyma yıldıza
Bu karanlık geceler
hiç bize göre değil
.

25 Haziran 2010 Cuma

Kayıp Şehir

     Koskoca bir şehir hiç kaybedilebilir miydi? Kaybetmişti ama işte.
    O zamana kadar kolay yoldan yaşamını sürdürebilmek için etrafını sarmalayan kalabalıkların arasına karışıp, herkesin kabullendiği kurallara uygun olarak, herşeyi anlamaya, herşeyi duymaya, herşeyi düşünmeye, şimdi küçümsediği düzeyden çalışmıştı. Hayalleri bile küçücüktü. Öyle küçüktü ki, kırıldığında ortaya saçılan parçalar hiç de canını acıtan, sıkan cinsten olmazdı. Böyle yaşamanın kıskanılacak, özenilecek hiçbir yönü olmadığından, o da herkes gibi ve herkes kadar takdir, kıymet toplar, içinde olduğu kalabalığın doğal akışında sürüklenir giderdi.

23 Haziran 2010 Çarşamba

Tanıyor musun?


Sakın şimdi adını söyleme
daha beni tanımıyorsun
Göz bebeklerim kapanacak nerdeyse
ne kadar da parlak bakıyorsun
Sus ama, sakın bir şey söyleme
gözlerimden içeri daha giremiyorsun
.