O zamana kadar kolay yoldan yaşamını sürdürebilmek için etrafını sarmalayan kalabalıkların arasına karışıp, herkesin kabullendiği kurallara uygun olarak, herşeyi anlamaya, herşeyi duymaya, herşeyi düşünmeye, şimdi küçümsediği düzeyden çalışmıştı. Hayalleri bile küçücüktü. Öyle küçüktü ki, kırıldığında ortaya saçılan parçalar hiç de canını acıtan, sıkan cinsten olmazdı. Böyle yaşamanın kıskanılacak, özenilecek hiçbir yönü olmadığından, o da herkes gibi ve herkes kadar takdir, kıymet toplar, içinde olduğu kalabalığın doğal akışında sürüklenir giderdi.
Yalnızlıktan güneşe doğru / adımlarım gitgide kısalır her seferinde / Belki onun bunun / belki benim yüzümden / Ama ne zaman yürümeye başlasam / yalnızlıktan güneşe doğru / Nedense adımlarım / gitgide kısalır her seferinde.
25 Haziran 2010 Cuma
23 Haziran 2010 Çarşamba
Tanıyor musun?
daha beni tanımıyorsun
Göz bebeklerim kapanacak nerdeyse
ne kadar da parlak bakıyorsun
Sus ama, sakın bir şey söyleme
gözlerimden içeri daha giremiyorsun
.
Roman Kahramanı
Yarım kalmış yetim romanın, konuya nereden girdiği tam da belli olmayan bir karakteri gibiydi sanki. Sanki yazar kitabın ortasında zamansız ölmüş, o da bu yüzden, bütün renklerini ansızın kaybedip, allak bullak karanlıklara dökülmüştü. Üstüne yüklenen ne bir özelliği kalmıştı geriye, ne de öyküyü kanatlandıran düşünceleri. Hepsi bir bıçkının hışmından geçmişcesine parça parça ortalığa savrulmuştu. Kendini iyi kötü bir şey zannederek, anlık çabalarla koşuşturduğu bir yolun belirsiz bir yerinde, birden ölüm sessizliğine dalıvermişti. Duvarlarla mı çevrelenmişti etrafı, yoksa bir sonsuzluğun kahredici çaresizliğinde miydi?
Yarım kalmış bir romanın yarım kalan öksüz bir karakteriydi. Ne kitabın nereden başladığı belirgindi, ne de onu ne zaman içine hapsettiği. Bir yerlerden öylesine girivermişti sanki öyküye. Sonra da herşey öylesine ortada kalmıştı. Yaşantısının ne öncesi vardı, ne de sonrası.
19 Haziran 2010 Cumartesi
Sanatçı Çocuktan Yeteneksiz Yetişkine
Eğitim, herkesin kafasında hep ilgi uyandıran bir konu olmuştur. Bunun en önemli nedeni, eğitimin bizleri geleceğe taşıyacak yegane araç olarak görmemizdir. Eğitimi, geleceğimize bir hazırlık olarak ele aldığımızda, önümüzde çok tuhaf bir durum vardır ve aslında kimse de bunun pek farkında değildir. Bir düşünün; örneğin 2010 yılında doğan çocuklar 2075 li yıllarda emekli olacaklar. Bu çocukların eğitimlerini onlar için tasarlarken, gözden kaçan konu, her konudaki uzman görüş ve bilgilerinin yanında, bundan beş yıl sonra dünyanın nereye gideceği konusunda, pek de bir fikir sahibi değiliz. Bizler de, bu belirsiz gelecek için bugün doğan çocukları eğitimle yükümlüyüz. Olaya bu şekilde baktığımızda, söz konusu tahmin edilememezlik, gerçekten korkunç boyutlardadır.
16 Haziran 2010 Çarşamba
Kar Çiçeği
Ne kadar yakınım
Bazen ne kadar uzak bilmiyorum
Sen bana bakma, kar çiçeği
Ne olur benden korkma
Sadece seni dört mevsime taşıyorum
Bazen ne kadar uzak bilmiyorum
Sen bana bakma, kar çiçeği
Ne olur benden korkma
Sadece seni dört mevsime taşıyorum
.
15 Haziran 2010 Salı
Sözlük
Etiketler:
Deneme,
Haldun İplikçioğlu,
Kısa öykü,
Şiir
Can Yakan Şarkılar
Neden ansızın güneş gelir aklıma
sımsıcak bir güneş
Düşlerimin sessiz ufuklarından
süzülüp de sakin bahçelerime
Üşümüş dünyamı ısıtan
ve yüreğimi saran güneş
Etiketler:
Haldun İplikçioğlu,
Şiir
Bilmiyorum
Yıkıldı son kalemin surları da
İçimde yumru gibi bir isyan
Haykırsam diyorum avaz avaz
bağırsam yıkılmış duvarlara
Duyan olacak mı ağlasam
Bilmiyorum
Bugün bir karaltı var aynalarda
ve suskun huzursuz bir kar çiçeği
Kış gidiyor, gökyüzü ısınıyor
seni nerede saklayacağım şimdi
Bilmiyorum
İçimde yumru gibi bir isyan
Haykırsam diyorum avaz avaz
bağırsam yıkılmış duvarlara
Duyan olacak mı ağlasam
Bilmiyorum
Bugün bir karaltı var aynalarda
ve suskun huzursuz bir kar çiçeği
Kış gidiyor, gökyüzü ısınıyor
seni nerede saklayacağım şimdi
Bilmiyorum
Etiketler:
Haldun İplikçioğlu,
Şiir
Yolculuk
Her yer ne kadar tenha
her yer ne kadar da uzak
Bir yolculuktan bir yolculuğa
dönüp dolaştığım hep
şehirde ışığı açık kalan
o en son oda
Bitse artık bu yolculuklar
Sen odada, ben kapıda
sürekli içeri bakıyorum
Saat üçü vuruyorum her gece
Sen uyuyor musun
her yer ne kadar da uzak
Bir yolculuktan bir yolculuğa
dönüp dolaştığım hep
şehirde ışığı açık kalan
o en son oda
Bitse artık bu yolculuklar
Sen odada, ben kapıda
sürekli içeri bakıyorum
Saat üçü vuruyorum her gece
Sen uyuyor musun
Etiketler:
Haldun İplikçioğlu,
Şiir
Yarın
Kuşlar
kanatlarını yarına doğru çırpar
gülümseyen yüzüne doğru sıcak güneşin
Ben de
ben de koparabilsem kendimi dünden
Bir dolu tutsaklıktan kurtarabilsem düşüncelerimi
Ayrılıklar daha gelmeden
bir kanatta aşabilsem özlemleri
Ne olurdu
yarın da kalabilsen yanımda
bugün olduğu gibi
kanatlarını yarına doğru çırpar
gülümseyen yüzüne doğru sıcak güneşin
Ben de
ben de koparabilsem kendimi dünden
Bir dolu tutsaklıktan kurtarabilsem düşüncelerimi
Ayrılıklar daha gelmeden
bir kanatta aşabilsem özlemleri
Ne olurdu
yarın da kalabilsen yanımda
bugün olduğu gibi
Etiketler:
Haldun İplikçioğlu,
Şiir
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)





