5 Ağustos 2010 Perşembe

Balık


Ne yağmuru bildi, ne bulutu
Tanıdığı günyüzü bildiğimizden değildi
Sonsuz kaçışlar yaşadı
bir kıyıdan bir kıyıya
Her kaçış başka bir kaya
her kaya başka bir dünya
Tüm örtülü korkular
geceleri açılmak için bekledi hep etrafında

5 Temmuz 2010 Pazartesi

Yıldız Kayması

Gecenin içinde bir yere kaçıyor
gökyüzünde bir yıldız gizlice
Sen buğulu gözlerimden bakamadığım
Çatlak sesimle konuşamadığım
Sakın uyma yıldıza
Bu karanlık geceler
hiç bize göre değil
.

25 Haziran 2010 Cuma

Kayıp Şehir

     Koskoca bir şehir hiç kaybedilebilir miydi? Kaybetmişti ama işte.
    O zamana kadar kolay yoldan yaşamını sürdürebilmek için etrafını sarmalayan kalabalıkların arasına karışıp, herkesin kabullendiği kurallara uygun olarak, herşeyi anlamaya, herşeyi duymaya, herşeyi düşünmeye, şimdi küçümsediği düzeyden çalışmıştı. Hayalleri bile küçücüktü. Öyle küçüktü ki, kırıldığında ortaya saçılan parçalar hiç de canını acıtan, sıkan cinsten olmazdı. Böyle yaşamanın kıskanılacak, özenilecek hiçbir yönü olmadığından, o da herkes gibi ve herkes kadar takdir, kıymet toplar, içinde olduğu kalabalığın doğal akışında sürüklenir giderdi.

23 Haziran 2010 Çarşamba

Tanıyor musun?


Sakın şimdi adını söyleme
daha beni tanımıyorsun
Göz bebeklerim kapanacak nerdeyse
ne kadar da parlak bakıyorsun
Sus ama, sakın bir şey söyleme
gözlerimden içeri daha giremiyorsun
.

Roman Kahramanı

    Yarım kalmış yetim romanın, konuya nereden girdiği tam da belli olmayan bir karakteri gibiydi sanki. Sanki yazar kitabın ortasında zamansız ölmüş, o da bu yüzden, bütün renklerini ansızın kaybedip, allak bullak karanlıklara dökülmüştü. Üstüne yüklenen ne bir özelliği kalmıştı geriye, ne de öyküyü kanatlandıran düşünceleri. Hepsi bir bıçkının hışmından geçmişcesine parça parça ortalığa savrulmuştu. Kendini iyi kötü bir şey zannederek, anlık çabalarla koşuşturduğu bir yolun belirsiz bir yerinde, birden ölüm sessizliğine dalıvermişti. Duvarlarla mı çevrelenmişti etrafı, yoksa bir sonsuzluğun kahredici çaresizliğinde miydi?
    Yarım kalmış bir romanın yarım kalan öksüz bir karakteriydi. Ne kitabın nereden başladığı belirgindi, ne de onu ne zaman içine hapsettiği. Bir yerlerden öylesine girivermişti sanki öyküye. Sonra da herşey öylesine ortada kalmıştı. Yaşantısının ne öncesi vardı, ne de sonrası.

19 Haziran 2010 Cumartesi

Sanatçı Çocuktan Yeteneksiz Yetişkine

Eğitim, herkesin kafasında hep ilgi uyandıran bir konu olmuştur. Bunun en önemli nedeni, eğitimin bizleri geleceğe taşıyacak yegane araç olarak görmemizdir. Eğitimi, geleceğimize bir  hazırlık olarak ele aldığımızda, önümüzde çok tuhaf  bir durum vardır ve aslında kimse de bunun pek farkında değildir. Bir düşünün; örneğin 2010 yılında doğan çocuklar 2075 li yıllarda emekli olacaklar. Bu çocukların eğitimlerini onlar için tasarlarken, gözden kaçan konu,  her konudaki uzman görüş ve bilgilerinin yanında, bundan beş yıl sonra dünyanın nereye gideceği konusunda, pek de bir fikir sahibi değiliz. Bizler de, bu belirsiz gelecek için bugün doğan çocukları eğitimle yükümlüyüz. Olaya bu şekilde baktığımızda, söz konusu tahmin edilememezlik, gerçekten korkunç boyutlardadır.

16 Haziran 2010 Çarşamba

Kar Çiçeği

Ne kadar yakınım
Bazen ne kadar uzak bilmiyorum
Sen bana bakma, kar çiçeği
Ne olur benden korkma
Sadece seni dört mevsime taşıyorum
.

15 Haziran 2010 Salı

Sözlük

“Şu dalgalardaki hüznü hiç görebildin mi”, diye sordu. “Dalgada hüzün ne ola ki” dedim. “Bak” dedi, “seyret”. Baktım ve gördüm sonunda. Bir su damlacığının, dalgadan ayrılışını anladım. Beli bükülen bir dalgadan kopuşunu izledim. Uyandım ki; dalga aslında, su damlacığının ayrılıştaki hıçkırığıydı. Ve hüznün tanımını defterime yeniden yazdım.

Can Yakan Şarkılar


Neden ansızın güneş gelir aklıma
sımsıcak bir güneş
Düşlerimin sessiz ufuklarından
süzülüp de sakin bahçelerime
Üşümüş dünyamı ısıtan
ve yüreğimi saran güneş

Bilmiyorum

Yıkıldı son kalemin surları da
İçimde yumru gibi bir isyan
Haykırsam diyorum avaz avaz
bağırsam yıkılmış duvarlara
Duyan olacak mı ağlasam
Bilmiyorum

Bugün bir karaltı var aynalarda
ve suskun huzursuz bir kar çiçeği
Kış gidiyor, gökyüzü ısınıyor
seni nerede saklayacağım şimdi
Bilmiyorum